• Pts. Şub 23rd, 2026

2026 Alkol Piyasası: Gündemdeki Tekila Zamları ve Napa Vadisi’nden Seçkin Bir Keşif

ByKader Gündoğan

Şub 23, 2026

Yeni yıla girmemizle beraber alkollü içki piyasasında beklenen fiyat güncellemeleri kendini gösterdi. Tüketicilerin merakla beklediği 1 Ocak 2026 fiyat listeleri, bilhassa tekila cephesinde ciddi artışlara sahne oluyor. Bilindiği üzere, ülkemizde alkollü içecekler ve tütün ürünlerindeki Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) artış oranları Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) endeksli hesaplanıyor. Son altı aylık Yİ-ÜFE’nin yüzde 27,67 olarak gerçekleşmesiyle birlikte, 2026 yılı için bu ürünlerin ÖTV oranında yüzde 7,95’lik bir artışa gidildi. Haliyle bu vergi düzenlemesi doğrudan raflara yansıdı. Öyle ki, yüzde 45 alkol oranına sahip bir litrelik tekiladan alınan ÖTV tutarı 614,56 liradan 767,7 liraya fırladı. Açıkçası bu, şişe başına sadece vergiden kaynaklanan 153,14 liralık net bir zam demek.

Güncel Olmeca Tekila Fiyatları

Piyasanın önde gelen markalarından Olmeca’nın yeni etiket fiyatları, zamların boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Artık en uygun fiyatlı seçeneklerden biri olan 35’lik Olmeca Silver için tüketicilerin 750 TL’yi gözden çıkarması gerekiyor. Aynı serinin 50’liği 1.065 TL, 70’liği 1.395 TL ve 100’lüğü ise 1.925 TL seviyesine ulaştı. Gold serisini tercih edenler için 35’lik şişe 815 TL, 70’lik şişe ise 1.500 TL olarak belirlenmiş durumda. Farklı tatlar arayanlar için 70’lik Dark Chocolate 1.250 TL’den satılırken, üst segmentte yer alan 70’lik Altos Plata 1.825 TL, Altos Reposado ise 2.000 TL gibi oldukça iddialı rakamlarla raflardaki yerini aldı.

Yerel Pazardan Küresel Şarap Dünyasına

Türkiye’deki yüksek alkollü içki pazarında böylesine sert fiyat hareketlilikleri yaşanırken, dünyada lüks segment içki meraklılarının gözü yepyeni butik üreticilere çevrilmiş durumda. Bunlardan biri de, seçkin şarap dünyasına içeriden bir bakış sunan The Oeno Files bülteninin son sayısında öne çıkan bir Napa Vadisi üreticisi. Kaliforniya’nın ünlü sabah sislerinin hemen üzerinde, volkanik yamaçlara kurulmuş 4,2 dönümlük oldukça özel bir bağ olan High Ranch, yoğun güneş ışığı almasının avantajını erkenci ve karakteristik bir Cabernet Sauvignon ile taçlandırıyor.

Kongsgard Manzarasından Yükselen Potansiyel

Bu arazi meşhur Kongsgaard “The Judge” bağına komşu ve oldukça kıymetli bir toprak yapısını paylaşıyor. Fakat High Ranch, artık sadece manzaranın bir parçası olmaktan çıkıp kendi topraklarından doğan üzümlerle rüştünü ispatlama peşinde. Arazinin sahipleri Shawn ve Connie Guttersen, 42 dönümlük bu mülkü 2006 yılında satın almadan önce bölgede zaten 12 yıl yaşamış ve arazinin köklü tarihini çok iyi biliyorlardı. 1920’lerde Kongsgaard-Streblow ailesi tarafından bir at ve sığır çiftliği olarak kurulan bölge, 70’li yıllarda üzüm bağlarına ev sahipliği yapmaya başlamış. Connie, araziye olan tutkularını anlatırken engebeli güzelliğe, güneş ışığının sırtlara vuruş şekline ve manzaranın o sessiz, büyüleyici duruşuna vurulduklarını ifade ediyor.

Bağcılıkta Kusursuz Eşleşme

Bu noktada devreye ünlü şarap ustası Sam Kaplan giriyor. Guttersen çifti, bağın haritasını çıkarıp yeni fidanlar dikmesi için onun kapısını çaldığında, Kaplan bölgenin potansiyeli karşısında adeta büyülenmiş. Yıldız şarapçı, Vida Valiente markası için el değmemiş yeni araziler aradığı o dönemde High Ranch projesiyle karşılaşmasını “yıldızların hizalanması” olarak nitelendiriyor. Bu büyüklükte bir bağ normalde iki markanın ürettiği şarabın bir buçuk katını rahatlıkla verebilecek kapasitede olsa da Guttersenler, butik ve son derece odaklı bir üretim yapma konusunda kararlı.

Lezzet İçin Feda Edilen Üzümler

Napa Vadisi ve Coombsville bölgesine tepeden bakan eğimli bir tepeciğe kurulu olan bağ, yüzde 15’lik bir eğime sahip. Toprak yapısı ise ufalanmış kayalar ve az miktarda kil içeren oldukça taşlı bir tından oluşuyor. Kaplan’a göre, organik madde açısından fakir olan ve suyu mükemmel bir şekilde tahliye eden bu gevşek yapı, asmaların derinlere kök salması ve olağanüstü bir Cabernet Sauvignon elde edilmesi için hayati önem taşıyor. Bağın dikiminden önce vitikültür uzmanı Mike Wolfe ile bölgeyi karış karış gezen Kaplan, araziyi adeta bir çöpçatan gibi ele alarak farklı Cabernet Sauvignon klonları ve anaçlarıyla dikilecek üç ayrı bloğa ayırmış. Komşu bağların Chardonnay ile parlaması ekibi hiç şaşırtmamış çünkü Kaplan baştan beri bu arazinin Cabernet için biçilmiş kaftan olduğundan eminmiş. Shawn Guttersen’in belirttiği gibi, sırf o yoğun aromayı yakalayabilmek uğruna bazen hasattan önce üzümlerin bir kısmını feda bile ediyorlar. Bu felsefeyle sınırlı sayıda üretilen o çarpıcı 2021 Coombsville Cabernet Sauvignon, ustalık ve doğru arazinin mükemmel uyumunu kadehlere taşıyor.